
MİRAS HUKUKU
Türk Medeni Kanunu kapsamında güvence altına alınan ve sınırları çizilen miras hukuku, gerçek bir kişinin ölümü veya hukuken ölü kabul edilmesini sağlayan gaiplik durumu halinde, o kişiye ait malvarlığının (tereke), alacak ve borçlarının kimlere, hangi oranlarda ve ne şekilde intikal edeceğini düzenleyen özel hukuk dalıdır. Miras hukuku, mülkiyet hakkının ölümden sonraki akıbetini belirlerken, bir yandan ölen kişinin (muris) sağlığındaki iradesine saygı göstermeyi, diğer yandan ise kanun koyucu tarafından belirlenen yasal mirasçıların ve özellikle aile bağlarının ekonomik bütünlüğünü korumayı hedefler. Bu denge, “saklı pay” gibi emredici kurallarla tesis edilir ve murisin malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisini belirli sınırlar içine çeker.
Mirasın intikali, kural olarak “külli halefiyet” prensibine tabidir. Bu prensip gereğince, yasal ve atanmış mirasçılar, murisin ölümü anında terekedeki tüm aktif (taşınır ve taşınmaz mallar, alacaklar, haklar) ve pasif (borçlar ve yükümlülükler) değerleri bir bütün olarak ve kanun gereği kendiliğinden kazanırlar. Terekenin aktifinin pasifini karşılayamadığı borca batık durumlarda, mirasçıların kendi şahsi malvarlıklarıyla da sorumlu hale gelmeleri, bu sürecin son derece dikkatli yönetilmesini gerektirir. Miras hukuku; yasal zümre sistemi, vasiyetname ve miras sözleşmeleri gibi ölüme bağlı tasarrufların şekil şartları, tenkis (indirim) kuralları, mirasın reddi, mirasçılıktan çıkarma (ıskat) ve terekenin resmi defterinin tutulması gibi katı usul kuralları ve hak düşürücü süreler içeren oldukça teknik bir yasal çerçeveye sahiptir.
Miras Hukukunda Rolümüz ve Hukuki Yaklaşımımız
Mirasın açılmasıyla başlayan süreç, doğası gereği genellikle aile içi hassasiyetlerin, duygusal yıpranmaların ve ekonomik menfaat çatışmalarının bir arada yaşandığı karmaşık bir dönemdir. Avukatlık ve hukuki danışmanlık rolümüz, bu hassas zeminde tarafların yasal haklarını objektif, rasyonel ve kanunların öngördüğü sınırlar çerçevesinde en üst düzeyde korumaktır. Miras hukuku ihtilaflarında, tarafların hak kaybına uğramasının en büyük nedeni, yasada öngörülen kısa ve kesin hak düşürücü sürelere uyulmaması veya ölüme bağlı tasarruflardaki katı şekil şartlarının ihlal edilmesidir. Bizim öncelikli işlevimiz, müvekkillerimizin bu tür usuli hatalar nedeniyle telafisi imkansız zararlara uğramasını engellemektir.
Sürecin yönetiminde, uyuşmazlıkların derinleşmeden çözülebilmesi adına öncelikle uzlaşma ve arabuluculuk kanallarını tüketmeyi, mirasçılar arasında adil bir denkleştirme ve paylaşım zeminini hukuki argümanlarla inşa etmeyi hedefleriz. Ancak yasal hakların ihlal edildiği, terekenin haksız yere azaltıldığı (muvazaa) veya vasiyetnamelerin yasal şartları taşımadığı durumlarda, iddia ve savunmalarımızı somut delillere ve güncel içtihatlara dayandırarak rasyonel bir dava stratejisi kurgularız. Yalnızca murisin ölümünden sonraki ihtilafların çözümünde değil, aynı zamanda kişilerin sağlığında malvarlıklarının geleceğini planlamalarına yardımcı olmak amacıyla; kanuna, şekil şartlarına ve saklı pay kurallarına uygun vasiyetname ve miras sözleşmelerinin hazırlanması aşamasında da önleyici hukuk hizmeti sunarız.
Iğdır YAZAR Hukuk ve Danışmanlık avukatlarının sunduğu Miras Hukuku hizmetleri:
–Mirasçılık Belgesinin (Veraset İlamı) Alınması ve İptali: Murisin ölümünün ardından mirasçıların kimler olduğunun ve miras paylarının resmi olarak tespiti için gerekli belgenin alınması; hatalı düzenlenen belgelerin iptali ve düzeltilmesi davalarının yürütülmesi.
–Vasiyetname Düzenlenmesi ve İptali Davaları: Murisin iradesine ve yasal şekil şartlarına tam uygun resmi, el yazılı veya sözlü vasiyetnamelerin hazırlanması; ehliyetsizlik, şekil eksikliği veya irade sakatlığı gibi nedenlerle açılacak vasiyetnamenin iptali davalarının takibi.
–Tenkis (İndirim) Davaları: Murisin sağlığında yaptığı karşılıksız kazandırmalar veya ölüme bağlı tasarruflar ile yasal mirasçıların “saklı paylarının” ihlal edilmesi durumunda, bu ihlalin yasal sınırlara çekilmesi için açılan davaların yönetimi.
–Muris Muvazaası (Gizli Bağış) Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davaları: Murisin, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışladığı taşınmazlarını tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstererek devretmesi halinde, bu muvazaalı (danışıklı) işlemlerin iptali süreçleri.
–Mirasın Reddi İşlemleri: Terekenin borca batık olduğu durumlarda veya mirasçıların kendi şahsi iradeleriyle, kanuni süreler (kural olarak 3 ay) içerisinde mirasın gerçek veya hükmen reddi işlemlerinin mahkemeler nezdinde gerçekleştirilmesi.
–Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davaları: Terekeye dahil olan taşınır ve taşınmaz mallar üzerinde mirasçılar arasındaki elbirliği mülkiyetinin, aynen taksim (bölüştürme) veya satış yoluyla sonlandırılarak payların dağıtılmasının sağlanması.
–Mirasçılar Arası Denkleştirme ve Paylaşım Davaları: Murisin sağlığında bazı yasal mirasçılarına miras paylarına mahsuben yaptığı karşılıksız kazandırmaların, terekenin paylaşımı sırasında adaleti sağlamak adına hesaba katılması ve geri iadesinin talep edilmesi.
–Terekenin Tespiti ve Defter Tutulması: Mirasa konu malvarlığının, alacakların ve borçların tam ve eksiksiz olarak belirlenmesi amacıyla mahkeme aracılığıyla terekenin tespiti ve koruma önlemi olarak resmi defterinin tutulması işlemlerinin yürütülmesi.
–Miras Sözleşmelerinin Hazırlanması: Tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerini düzenleyen, ileride doğabilecek uyuşmazlıkları baştan engelleyecek hukuki güvenceye sahip miras taksim ve feragat sözleşmelerinin tanzim edilmesi.
